<?xml version="1.0" encoding="windows-1254" ?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>Hattat Hastanesi - Ayın Konusu</title>
<link>http://www.hattathospital.com</link>
<description>Ayın Konusu</description>
<language>tr</language>
<item><title>BU KİTAP ÇOK KONUŞULACAK…….</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 22 Oca 2010 13:45:53 EST</pubDate><description>&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;img class= height=338 alt= width=250 src=/userfiles/image/Erkekliin%20Yol%20Haritas%20kapak.jpg /&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yalnız Değilsiniz!&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=font-size: 20pt; color: black; line-height: 120%&gt;ERKEKLİĞİN YOL HARİTASI&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=font-size: 20pt; color: black; line-height: 120%&gt;, BİR CİNSELLİK REHBERİ&amp;hellip;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;2025 Yılında Avrupa&amp;rsquo;da 43 Milyon Sertleşme Sorunu Olan Erkekten Biri Siz Olabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat; araştırmalara göre, tüm dünyada 1995 yılında sertleşme problemi yaşayan erkek sayısının 152 milyon olduğunu ve bu rakamın 2025 yılında 322 milyonu bulmasının beklendiğini belirtiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Cinsel sorun yaşayan her 10 kişiden yalnızca biri doktora başvuruyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Prof. Dr. Hattat&amp;rsquo;a göre bu hastaların sadece yüzde 2&amp;rsquo;lik kısmında sorunlar, doğru teşhis edilerek doğru tedavi uygulanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Yüzde 98&amp;rsquo;inde ise maalesef ya doktora başvurulması ya da doğru teşhis konulamaması sonucu doğru tedavi eksikliği yüzünden başarılı sonuç alınamıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Prof. Hattat şöyle açıklıyor: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;&amp;ldquo;&lt;em&gt;Türkiye&amp;rsquo;deki çalışmalarımızda tespit ettiğimize göre 40 yaş üzerindeki erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu oranı yüzde 70&amp;rsquo;e kadar çıkıyor.&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Ancak Türkiye&amp;rsquo;de cinsel sorun yaşayan hastaların yüzde 83&amp;rsquo;ü tedavi görmüyor. Erkeklerin yüzde 74&amp;rsquo;ü utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, yüzde 71&amp;rsquo;i sertleşme probleminin tıbbi bir sorun olarak görülmeyeceğini düşünüyor, yüzde 68&amp;rsquo;i ise cinsellik konusunda konuşmanın doktoru rahatsız edeceği korkusundan cinsel sorunlarını doktoruyla konuşamıyor! &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Ağır derecede cinsel fonksiyon bozukluğundan yakınanlar doktora mutlaka başvuruyorlar. Çünkü bunların cinsel hayatını sürdürmesi için bir yardım almaları gerekiyor. Ama ikinci grup hafif ve orta derecede olan gruptaki insanların halen doktor yardımı alması söz konusu değil. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Bu grupta sıkıntı şu: Bu insanlar cinsel sorunları olduğunun farkında değil. Farkında olsalar bile belki de tedavi edilebileceğini bilmiyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Bu nedenle hastalarımıza tavsiyemiz: Cinsel sorunlarınızla ilgili her türlü soruyu rahatlıkla doktorunuza yöneltmeniz. Bu konuda utanmanıza gerek yok!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;&amp;rdquo; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Erkekliğin Yol Haritası&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt; hekime baş vurmaya çekinen hastalar için hazırlanan bir kılavuz kitap.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Cinsel mitler, cinsel sağlığı tehdit eden faktörler, tek gecelik ilişkiler, sertleşme sorunları ve tedavisi, cinsel isteksizlik, bulaşıcı cinsel hastalıklar, penis boyu büyütme, mastürbasyon, erken ve geç boşalma, sanal seks, cinsel terapi ve orgazm konularında Prof. Dr Halim Hattat&amp;rsquo;ın hastalarından örneklerle açıklayıcı bilgilerle derlediği bu kitap, erkeklerin başucu kitabı olacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Okurlar, kendi kendilerine yapabilecekleri testlerle kaliteli seks yaşamının sırlarını bu kitapta bulacaklar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Yazar hakkında&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=vertical-align: middle; line-height: 120%&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Prof. Dr. Halim Hattat, 1973&amp;rsquo;te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&amp;rsquo;nde üroloji&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;ihtisasını tamamlayarak, 1978&amp;rsquo;de doçent, 1989&amp;rsquo;da profesör oldu. Cerrahpaşa&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Araştırma&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Birimi&amp;rsquo;ni (1986), İstanbul Üniversitesi bünyesinde Aile Planlaması ve&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;İnfertilite Araştırma Merkezi&amp;rsquo;ni (1989), Türk Androloji Derneği&amp;rsquo;ni (1992) kurdu. Faaliyetlerine 1996&amp;rsquo;da İngiltere&amp;rsquo;de başlayarak hızla 12 Avrupa ülkesine yayılan ve halkı cinsellik konusunda bilimsel yönden aydınlatmayı amaçlayan Avrupa Cinsel Sağlık Derneği&amp;rsquo;nin (ESHA) Türkiye ofisini oluşturdu. Dr. Hattat ayrıca 1997 yılında&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 10pt; color: black; line-height: 120%&gt;Türkiye&amp;rsquo;nin ilk özel üro-androloji hastanesi olan Hattat Hastanesi&amp;rsquo;ni hizmete açmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>Stres Cinselliği Etkiliyor</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 06 Oca 2010 09:37:54 EST</pubDate><description>&lt;div style=text-indent: 17.85pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Cinsellik denince sadece seks veya cinsel ilişki ile sınırlı düşünmemek gerekiyor. Cinsellik cinsiyeti, kadın ve erkek olarak rolleri, cinsel yönelimleri, erotikliği, zevki, yakınlığı ve üreme yeteneğini de içine alan geniş bir kavram.&amp;nbsp;Cinsellik aynı zamanda biyolojik, psikolojik, sosyal, ekonomik, politik, kültürel, etik, yasal, tarihsel, dinsel ve ruhsal özelliklerini tamamını içeriyor. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 17.85pt&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 17.85pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Aslında ruhsal sıkıntı yaratan her durum cinselliği etkiler.&amp;nbsp;Çünkü böyle durumlarda beyinden salgılanan stres hormonları öncelikle cinsel isteği azaltıcı etkide bulunur.&amp;nbsp;Cinsel istek olmadığında da cinsel fonksiyonları çalıştıran bazı maddeler salgılanamaz.&amp;nbsp;Örneğin damarlarda bulunan nitrik oksit maddesi cinsel istek olmadığında salgılanmaz.&amp;nbsp;Damar ve sinir yapısı etkilenir. Böylece cinsel bölgelerde yeterince kan akımı olmaz ve başta sertleşme problemi, boşalma sorunları, haz duyamama olmak üzere pek çok cinsel sorun ortaya çıkar.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir de ekonomik güçlük yaşayan erkeklerde özellikle aile ve hayat düzenini sürdürememe endişesi,&amp;nbsp;yaşam standardını koruyamama,&amp;nbsp;sorumluluklarını yerine getirememe korkusu oluyor. Finansal zorluklar yüzünden aile içi gerginlik artıyor. Tüm bu faktörler de stres hormonlarını ve cinsel işlev bozukluklarını tetikliyor.&amp;nbsp;Yaşam tarzı alışkanlıklarına da çok dikkat etmek gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>MODERN HAYAT VE EKONOMİK KRİZ FAST FOOD SEX'E YÖNLENDİRİYOR...</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 06 Oca 2010 09:47:13 EST</pubDate><description>&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Modern yaşam koşulları ve ekonomik krizin ilişkiler ve cinsellik üzerine etkisini ölçmek üzere Prof. Dr. Halim Hattat başkanlığında Aile Sağlığı Araştırma Derneği tarafından gerçekleştirilen araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;İnternet üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 1580 kişi katıldı. Toplamda en büyük yaş grubu 30-39 yaş arası ve &lt;strong&gt;%76 erkek, %24 kadın katılımcı bulunuyor. Bunların&amp;nbsp;%57&amp;rsquo;si evli, %36,5&amp;rsquo;u bekar, %6,5&amp;rsquo;u boşanmış.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=text-indent: 18pt&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=text-indent: 18pt&gt;&lt;strong&gt;Krizde bile Türkler için Seks Önemli&lt;/strong&gt; !&lt;/div&gt;
&lt;div style=text-indent: 18pt&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=text-indent: 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Yapılan araştırmada &lt;strong&gt;Erkeklerin %93&amp;rsquo;ü, Kadınların %81&amp;rsquo;i seks çok önemli diyor!&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Yine tüm katılımcıların %70&amp;rsquo;i &amp;nbsp;doyurucu bir cinsel yaşamı en az hobileri ve günlük işleri (örneğin alışveriş, temizlik) kadar önemli buluyor! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;strong&gt;Modern ilişkilerde aşk ve seks birbirinden ayrılıyor!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Toplam katılımcılar içinde 10 kişiden 6 sı aşkı ve seksi ayırıyor. Oysaki &amp;nbsp;büyük çoğunluk (%75) istikrarlı bir ilişkide cinselliğin daha iyi olacağı fikrinde. İstikrardan kaçılıp fast food sex denilen sadece cinsel içerikli, duygusal sorumluluk taşımayan ilişkilere ağırlık verilmesi nedenleri :&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;sorumluluk hissinin yarattığı baskı, vakit yetersizliği ve cinselliğin biteceği korkusu ve maddi imkansızlıklar&amp;nbsp;olarak gösteriliyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Fast Food Sex&amp;rsquo;ten kadınların beklentisi duygusal yakınlık arayışı, erkeklerin beklentisi ise günlük hayatın sıkıntılarını unutmak. Sonuçlara göre 2 kadından 1&amp;rsquo;i halen çok hoşlandıkları kişilerle daha iyi tanıyana kadar seks için beklemek gerektiğine, çünkü aceleye getirilen seksin ilişkileri yozlaştırdığına inanıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;strong&gt;İstikrarlı İlişkiler Aldatmayla Sonuçlanıyor!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Araştırma sonuçlarına göre uzun vadeli istikrarlı ilişkilerde kadınlar ilişkiden kaynaklanan duygusal problemler, erkekler ise günlük/mesleki sıkıntılarla birbirlerine karşı cinsel isteklerinin azaldığını söylüyor. Bu problemlere fiziki yorgunluklar ve yeni bir şey deneyimlemek isteği eklenince sonuç: aldatmak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;10 erkekten 4&amp;rsquo;ü istikrarlı ilişkisini canlandırmak için başka birisiyle yeni bir maceraya hazır. Kadınlar ise yakalanmayacaklarından emin oldukları durumlarda aldatmaya meyilli. Toplamda 10 kişiden 8&amp;rsquo;i istikrarlı ilişkisini canlandırmak için çareyi aldatmak olarak görüyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;strong&gt;Cinsel Sorunlarda Kadınlar Çekicilik, Erkekler Performans Derdinde!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;Yapılan araştırmada kadın ve erkeğin cinsel sorunlara yaklaşımları da ortaya konuyor. Hem kadın hem de erkek cinsel sorunda üzgün ve depresif hissederken, kadınlar çekiciliklerini yitirdiklerini ve eşlerinin terk edeceğini düşünüyor. Araştırma sonuçlarına göre kadınlar için dış görünüş cinsel çekicilik için en önemli unsur. 10 kadından 6&amp;rsquo;sı iyi bir cinsel yaşam için iyi bir dış görünüş olması gerektiği fikrinde. Erkekler ise bu sorunları cinsel performanslarının yetersizliğine bağlayarak doktora başvurmayı düşünüyor. Toplamda 100 kişiden 12&amp;rsquo;si cinsel sorunları hakkında kimseyle konuşmuyor. Oysa cinsel sorunlar zaman geçtikçe kişiyi fiziksel olarak olduğu kadar psikolojik ve sosyal olarak da yıpratıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;strong&gt;Erkekler İnternette İlişki Arıyor!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt&gt;&lt;span style=font-size: 10pt&gt;10 erkekten 6&amp;rsquo;sı interneti cinsel haz için kullanıyor. Kadınlarda bu oran sadece 10 kadından 3&amp;rsquo;ü olarak son derece düşük. Kadınlar internette cinsel haz tecrübesini yeni deneyim yaşamaya yönelik görürken, erkekler yalnızlıklarını veya partneriyle yaşadıkları sorunları da bu yolla unutuyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>KADINLARIN EN SIK YAPTIĞI 8 SEX HATASI</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 30 Ara 2009 11:29:12 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;Hattat Hastanesi Kadın Cinsel Sağlığı Kliniği Direktörü Dr. ECE HATTAT, &amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Kaliteli bir cinsel yaşam için öncelikle sevgi, saygı ve anlayışa dayalı, kaliteli bir beraberlik gerekir diyor. Kadınlar önce&amp;nbsp;ilişkiye, sevgiye, aşka odaklanmalı. Kadınların en çok yaptığı seks hatalarını Dr. Hattat şöyle özetliyor:&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;1.Cinselliği Hep Karşı Taraf Başlatmasın:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Cinselliği her zaman karşı tarafın başlatmasını beklememelisiniz.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kendinizi kendiliğinden gelişen karşılıklı istekler oluştuğunda ifade etmekten kaçınmayın ve keyfini çıkarın.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;2.Ona Sürprizler Hazırlayın.&lt;/strong&gt; Cinselliği her zaman zaman, mekan ve koşulların uygun olduğu ana bırakmayın.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Çok yorgun olsanız da, kendinizi bakımsız hissetseniz de sürprizlerle eşinizi şaşırtmayı unutmayın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;3.Fantezilerinizi Saklamayın:&lt;/strong&gt; Eşinize, sevgilinize, partnerinize duygu ve düşüncelerinizi açıklıkla ifade edin.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cinsellik esnasında sevdiğiniz ve tercih ettiğiniz davranışları partnerinize doğru bir şekilde aktarın.&amp;nbsp;Eşinizin de ihtiyaç ve tercihlerini öğrenin&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;4.Dış görünüşe sadece gereği kadar önem verin:&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;İdeal imaj takıntısı özgüveninizi zedeleyip sizi cinsellikten uzaklaştırabilir.&amp;nbsp;Özgüven eksikliği kadar partnerinize itici gelen bir durum olamaz. Zihinsel ve ruhsal çekimin en az fiziksel çekim kadar önemli olduğunu unutmayın.&amp;nbsp;Dış görünüşünüze özen gösterin ancak aşırılıktan kaçının.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;5.Erkeklerin her zaman cinselliğe hazır olduğu fikrini unutun: &lt;/strong&gt;Cinsel performans fiziksel sorunlar kadar uyku seviyesi, stres düzeyi, duygusal durumunuz, ortam, gibi pek çok faktörden etkilenir.&amp;nbsp;Partneriniz her zaman cinselliğe hazır olmayabilir. Bunu reddedilmek olarak algılamayın. Sorununuz devam ediyor ve cinsel yaşam kalitenizi azaltıyorsa doktorunuza danışın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;6.Cinselliğe performans kaygısıyla yaklaşmayın:&lt;/strong&gt; Pek çok kişi erkeklerin cinselliğe her zaman iyi performans hedefiyle yaklaştığını düşünür. Oysa iyi bir performans sadece süreyle belirlenmez.&amp;nbsp;Önemli olan&amp;nbsp;partnerinizle birlikte sizde mutluluk ve tatmin yaratan bir cinsellik yaşamanızdır.&amp;nbsp;Bu nedenle kendinize fiziksel ve psikolojik olarak yıpratıcı hedefler koymayın.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;7.Ondan kaçmayın, konuşun: &lt;/strong&gt;Cinsel bir sorununuz olduğunda bunu partnerinizle paylaşmaktan kesinlikle kaçınmayın.&amp;nbsp;Cinsel sorunların çiftleri birbirinden uzaklaştırdığı biliniyor.&amp;nbsp;Cinsel problemler bazen ilişki sorunlarının ana nedeni bazen de sonucu oluyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Sebep ne olursa olsun onunla konuşun, paylaşın, anlatın.&amp;nbsp;Cinsel sorununuzun sizi soğutmasına izin vermeyin.&amp;nbsp;Gerektiğinde profesyonel yardım alın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;8.Yatak odanıza stresi sokmayın: &lt;/strong&gt;Yüksek stres düzeyi, gerginlik, endişe hali, öfke hem erkek hem de kadınlarda pek çok cinsel soruna zemin hazırlıyor. Özellikle erkeklerde sertleşme sorunu, erken boşalma, kadınlarda cinsel isteksizlik gibi pek çok cinsel soruna zemin hazırlamamak için cinsellikte hayatınızın streslerini bir kenara bırakmayı deneyin.&amp;nbsp;Gerekirse bir stres yönetim uzmanından, yoga ve meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden yardım alın.&lt;/div&gt;</description></item><item><title>KALBİNİZDEN KORKMAYIN, SEVİŞİN!</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Sal, 08 Ara 2009 12:41:41 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;Hattat Hastanesi&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; Yönetim Kurulu Başkanı &amp;nbsp;Prof. Dr. Halim Hattat, k&lt;/strong&gt;alp hastalarının en büyük korkularından, çekincelerinden birinin seks yapmak olduğunu, ve bu &amp;nbsp;nedenle kalp- damar hastalığı yaşayan bir çok kişi seksin tehlikeli olduğunu düşünüp cinsellikten tamamen vazgeçtiğini belirtiyor. Seks sırasında kalp krizi geçirmek,&amp;nbsp;ölmek, partnerin kalp sorunu yaşaması bu kabuslardan bazıları.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Üstelik bu durum sadece erkekler için geçerli değil. 40-60 yaşlarında kadar erkeklerde daha fazla görülen kalp hastalıkları, menopoz sonrası hormon değişimleriyle kadınları da etkiliyor. Bu durumda hem erkek hem kadın, hem de partnerlerin cinselliğe dair endişeleri çoğalıyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;SEKS KALP HASTALARININ YENİ İLACI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Ancak Prof. Hattat&amp;rsquo;ın açıklamalarına göre; kalp hastalığının cinselliğe engel olmadığı, hatta kalp performansını yükselterek ömrü uzattığı biliniyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;SEKS SIRASINDA NE KADAR EFOR HARCIYORSUNUZ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Aslında seks için gereken enerji öyle çok fazla değil. Araştırmalar birçok çiftin cinsellik için 5-15 dakika harcadığını gösteriyor.&amp;nbsp;Seks sırasındaki oksijen tüketimi 1 veya 2 kat merdiven çıkmaya eşit. Bir çok kişi için cinsellik için gereken enerji bir eşya taşımak, orta şiddette 20 dakika yürüyüş yapmak, bahçe ve ev işleriyle uğraşmaktan fazla değil.&amp;nbsp;Normalde cinsellik esnasında kalp hızı dakikada 110-130 atım arasında oluyor.&amp;nbsp;Bu da hafif-orta şiddette yapılan bir egzersize eşit bir rakam.&amp;nbsp;Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) yaklaşık 2 katına yani 120 mm Hg&amp;rsquo;den ortalama 150-180 mm Hg&amp;rsquo;ye, bazı durumlarda ise 240 mm Hg&amp;rsquo;ye kadar çıkabiliyor.&amp;nbsp;Solunum hızı da dakikada 16-18 nefesten yaklaşık 60 nefese çıkıyor.&amp;nbsp;Bu rakamlar erkekler için biraz daha yüksek olabiliyor.&amp;nbsp;Bu durum özellikle erkeğin üstte olduğu pozisyonlarda görülüyor.&amp;nbsp;Sonuçta cinsel ilişki kalp hastalarına çok fazla yük bindiren bir durum değil.&amp;nbsp;Ancak aldatma gibi stres yaratan durumlarda ve farklı aktivitelerde kalbin üzerindeki yük biraz daha fazla.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;SEKS KALPTEN ÖLÜMLERİ ARTTIRIR MI?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Oysa cinsel aktivite sonrası içinde kalp krizi geçirme riski veya&amp;nbsp;cinsellik esnasında kalpteki sorunlara bağlı ölümler oldukça nadirdir.&amp;nbsp;Sağlıklı bir kişide seks sonrasında kalp krizi görülme riski yaklaşık 1 milyonda 2.5&amp;rsquo;tur.&amp;nbsp;Bu rakam daha önce kalp hastalığı geçiren kişilerde 1 milyonda 25&amp;rsquo;e kadar çıkar.&amp;nbsp;Ancak yine de oldukça düşük bir risk söz konusudur.&amp;nbsp;Örneğin yapılan bir çalışmaya göre 5500 koroner problemlere bağlı ölümlerin yalnızca %1&amp;rsquo;i sekse bağlı olarak gelişmiş.&amp;nbsp;Bunların da çoğu evlilik dışı ilişki olduğundan suçluluk, endişe ve acelecilik hislerinin bu ölümlere katkıda bulunduğu düşünülüyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Ancak özellikle erkekseniz, daha önceden geçirilmiş bir kalp krizi hikayeniz varsa ve aşırı hareketsiz bir hayat tarzı sürüyorsanız riskinizi arttırdığınızı bilmelisiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;HANGİ POZİSYONLAR KALBE DAHA FAYDALI?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Aslında bazı pozisyonların diğerlerine göre kalbi daha fazla zorladığı çok da doğru değil.&amp;nbsp;Erkek üstte, kadın üstte, yan yana, oral seks ve mastürbasyon arasında bu açıdan bir fark yok.&amp;nbsp;Yani çift olarak seçtiğiniz pozisyonda rahatlık hissetmeniz yeterli. Ancak bazı uzmanlar eğer erkekte bir kalp sorunu varsa yan yana pozisyon veya kadının üstte olduğu pozisyonlar seçilerek erkeğin harcadığı eforun azaltabileceğini düşünüyor.&amp;nbsp;Zamanla doktor kontrolünde yapılan doğru bir egzersiz ve kondüsyon programı ile erkeğin fitness seviyesi düzeltilerek eski pozisyonlara geri dönülebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;KALP HASTALIĞI CİNSEL SORUNLARI ARTTIRIR MI?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Kalbi etkileyen her şey cinselliği de etkiler.&amp;nbsp;Yani kalp damarlarını etkileyecek herhangi bir sorun (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol problemi, plak oluşumu, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam) &amp;nbsp;cinsel bölgeye giden damarlarda da hasar yaratır.&amp;nbsp;Bu nedenle kalp hastalıklarında, şeker problemi, tansiyon ve damar sertliğinde başta sertleşme sorunları olmak üzere çeşitli cinsel sorunları daha sık görülür.&amp;nbsp;İstek azlığı, sertleşme sorunu, tatminsizlik yaşayan erkekte performans endişesi gelişerek kısırdöngü şeklinde sertleşme problemi daha da artabilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;KALP İLAÇLARI DA CİNSELLİĞİ BOZABİLİR &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlar &amp;nbsp;cinsel isteği azaltıp sertleşme sorununa neden olabilir.&amp;nbsp;Biz bu durumda eğer hasta için uygunsa kalp hekimi ile görüşüp cinselliği daha az etkileyen ilaçların kullanılıp kullanılamayacağını tartışıyoruz.&amp;nbsp;Ancak bu ilaçların muhakkat kullanılması gerekirse o zaman hastaya bunun hayatı için önemli olduğunu anlatıyoruz.&amp;nbsp;Bu durumda hastalara başka öneriler sunuyoruz.&amp;nbsp;Cinselliğin farklı boyutlarını öğretiyoruz.&amp;nbsp;Bypass sonrasında korkular nedeniyle nitrat grubu ilaçlara psikolojik bir bağımlılık gelişebilir.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu durumda da psikolojik bir yardım almalarını öneriyoruz. Bazen anksiyete veye depresyona yönelik ilaçlardan yardım alıyoruz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;SERTLEŞME SORUNU GÖRÜLEBİLİR &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Kalp krizi sonrasında sertleşme sorunu hem fiziksel hem psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir.&amp;nbsp;Bir erkek eforlu bir hareket esnasında veya seks yaparken kalp ağrısı yaşıyorsa korkup psikolojik olarak sertleşme sorunu yaşayabilir.&amp;nbsp;Bu durumda damarları rahatlatan nitrat grubu ilaçlar kullanılabilir (ancak bunlar da sertleşme ilaçları ile alınamaz).&amp;nbsp;Kalp krizinden ve ölümden korkmak da, performans endişesi yaratarak sertleşmeyi bozabilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
PERFORMANS İLAÇLARI KULLANIRKEN DİKKAT!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Kalp damar sorunu yaşayan kişilerde sertleşme sorununda kullanılan ilaçlar oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebiliyor. Ancak nitrat grubu ilaçları kullanan hastaların bu ilaçları kullanmamaları gerekiyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;PARTNERLER MORALİNİZİ BOZMAYIN&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Kalp krizi yaşayan bir çok kişi endişeli, depresif ve sıkıntılı hisseder, hatta partnerlerinin onları beğenmediğini düşünür.&amp;nbsp;Bir başka durum da partnerin aşırı korumacı hale gelmesidir ki bu durumda hastanın moralini bozar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>Sonsuza Kadar Cinsellik Mümkün mü? Andropoz Nedir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Per, 25 Haz 2009 12:40:44 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;Yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olan andropoz aslında bir çok erkeği hiç etkilemiyor. Çoğu erkek böyle bir dönemin farkında bile değil. Kas gücündeki azalmayı, karnındaki yağlanmayı, dikkatindeki dağılmayı, uyku sorunları veya kas-kemik ağrılarını başka sebeplere bağlıyor. Bazı erkekler de yaşadığı cinsel sorunları ya normal kabul edip boyun eğiyor ya da saklama telaşına giriyor. Bunun nedeni biraz da sürecin özelliği ile ilgili. Erkekler kadınlarda olduğu gibi tam bir hormonal kesilme yaşamıyor. Erkeklerde yavaş ilerleyen ve yaşlandıkça belirginleşen bir testosteron hormonu kaybı söz konusu. Bu yavaş ama ilerleyici kayıp çoğu kez bir sorun çıkmadan geçiştiriliyor. Erkeklerde de, kaybedilen testosteronun yerine konması mümkün. Bu durum &amp;ldquo;&lt;strong&gt;hormon yerine koyma tedavisi&lt;/strong&gt;&amp;rdquo; olarak biliniyor. Hormon eksikliğini gidermede ağız veya cilt yoluyla kullanılan güvenli tablet ve kremler var.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Hormon yerine koyma tedavisi her erkek için gerekli mi&amp;nbsp;? Hattat Hastanesinde uzmanlarımız, testosteron ile yerine koyma tedavisini sadece gerekli durumlarda , ve incelemeler yapıldıktan sonra kullanıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;CİNSELLİK &amp;nbsp;SONSUZA &amp;nbsp;DEK &amp;nbsp;MÜMKÜNDÜR&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;Bir kez daha hatırlatalım: Cinsellik&amp;nbsp;sağlıklı yaşayan, doğru beslenen, düzenli aktivitesi olan, sigara&amp;nbsp;ve alkol kullanmayan, stres yönetiminde başarılı erkeklerde 80&amp;rsquo;li yaşlarda bile sorun olmuyor. Bunlar&amp;nbsp;andropoz sorunlarını neredeyse hiç yaşamıyor.&lt;strong&gt; Massachusetts Andropoz Araştırmaları&amp;rsquo;&lt;/strong&gt;nda bazı fiziksel düşüşler nedeniyle cinsel tatminin yaşlılıkla birlikte azaldığı düşüncesinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar yaşlandıkça daha az cinsel ilişkiye girdiklerinden bir algı yanılgısı ortaya çıkıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre tam tersine, cinsel tatminin kalitesi yaşla birlikte bir miktar artıyor bile. Çünkü yaş cinsellik konusunda bilgi, deneyim ve tecrübe kazanılmasını sağlıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;Yaşının getirdiği değişiklikleri kabul eden, hayatı gerektiği gibi yaşayan, değerlendiren erkeklerde andropoz dönemi cinsel güçte ciddi bir azalmaya neden olmuyor. Erkeklik cinsellikle başlamadığı gibi cinsellikle de bitmiyor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İdrar Yolu Enfeksiyonunu Taklit Eden Durumlar</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 24 Haz 2009 16:37:12 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;&lt;font size=5&gt;&lt;span style=font-weight: normal; font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;&lt;span style=font: 7pt 'Times New Roman'&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;Sık idrar çıkma olası nedenleri:&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;ul style=margin-top: 0cm type=disc&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Sıvı alımının fazla olması&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Alkol alımı&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Kafein içeren çay,kahve gibi içecekler&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Stres&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Gebelikte görülen fiziksel değişiklikler&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Mesaneye bası yapan kitleler&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 54pt; line-height: 150%; text-align: justify&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=5&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=5&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=5&gt;&lt;span style=font-weight: normal; font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;&lt;span style=font: 7pt 'Times New Roman'&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;Ağrılı idrar yapma olası nedenleri:&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;ul style=margin-top: 0cm type=disc&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Vajinal enfeksiyonlar&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Aktif genital herpes ya da cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyonlar&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Kimyasal irritasyon (dar pantolonlar, sentetik çamaşırlar, sprey veya pudralar)&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Geçirilmiş operasyonlar&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Sonda takılması&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İdrar Yolu Enfeksiyonlarının Tedavisi</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 24 Haz 2009 16:36:37 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;&lt;span style=font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;Alt idrar yolu enfeksiyonu vakalarının yaklaşık %80&amp;rsquo;i antibiyotik tedavisine yanıt verir.&amp;nbsp;Bu amaçla pek çok değişik gruptan antibiyotik kullanılabilir.&amp;nbsp;Bol sıvı alımı mekanik temizlik yaparak tedavinin etkinliğini arttırır.&amp;nbsp;Kasık bölgesine uygulanacak sıcak kompresler de idrar yaparken duyulan yanma hissini azaltır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;Üst idrar yolu enfeksiyonlarında ise hastaneye yatarak damardan antibiyotik tedavisi gerekli olabilir.&amp;nbsp;Tekrarlayan enfeksiyonlarda altta yatan nedeni düzeltmek için&amp;nbsp;ameliyat gerekli olabilir.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İdrar Yolu Enfeksiyonları Tanısı</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 24 Haz 2009 16:38:46 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;span style=font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;İdrar yolu enfeksiyonlarının tanısı oldukça kolaydır. Yapılan bir idrar tetkiki ve idrar kültürü çoğu zaman tanı için yeterli olur.&amp;nbsp;İdrar tahlilinde lökosit ve bakteri görülmesi tipiktir.&amp;nbsp;Burada dikkat edilmesi gereken nokta idrar örneği verirken idrarın herhangi bir yere değip kirlenmesini engellemektir.&amp;nbsp;Bu amaçla ürethra&amp;nbsp;çevresi temiz bir gazlı bez ile silinir, idrar yapmaya başladıktan sonra ilk gelen idrar boşa akıtıldıktan sonra bir miktarı idrar kabına yapılır.&amp;nbsp;Buna &lt;strong&gt;&amp;ldquo;orta akım idrar örneği&amp;rdquo;&lt;/strong&gt; denir.&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;span style=font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;Kültür ve antibiyogram yapılmasındaki amaç ise enfeksiyonun hangi tür bakteri tarafından yapıldığının ve bu bakteriye karşı hangi antibiyotiklerin etkili hangilerinin etkisiz olduğunun ayırt edilmesidir.&amp;nbsp;Bu sayede gereksiz ve etkisiz antibiyotik kullanımının önüne geçilir.&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;span style=font-size: 12pt; line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;Sık tekrarlayan veya tedaviye dirençli olan enfeksiyonlarda altta yatan ek bir patolojinin saptanması amacı ile idrar akımı ölçüm testleri (sistometri), sistoskopi (ışıklı bir boru ile mesanenin incelenmesi) ve IVP (ilaçlı böbrek filmi) gibi tetkikler yapılabilir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İdrar Yolu Enfeksiyonlarının Belirtileri</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 24 Haz 2009 16:26:59 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;İdrar yolu enfeksiyonları hafif ve kolay tedavi edilebilen hastalıklar olmasına rağmen, ihmal edildiğinde böbreklere kadar uzanabilir ve kalıcı hasarlar bırakabilir. İdrar yolu enfeksiyonu geçirmiş olan kişiler bunun oldukça ağrılı bir durum olduğunu bilirler. Aniden gelen idrar hissi kişiyi gece yataktan kaldıracak kadar kuvvetli olabilir.&amp;nbsp;Apar topar tuvalete gidildiğinde sadece birkaç damla idrar yapmak bu esnada da şiddetli yanma hissetmek hiç de hoş olmayan bir durumdur.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;İdrarda kan görülmesi de çoğu zaman kişiyi oldukça endişelendirir.&amp;nbsp;İdrarın koyu, bulanık ve kötü kokulu olması kişinin moralini oldukça bozar.&amp;nbsp;Kişiyi korkutan bu tür belirtiler eğer tedavi edilmez ise enfeksiyonun böbreklere kadar yayılmasına ve kalıcı, hatta hayatı tehdit edici komplikasyonlara neden olabilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;İleri yaşlılarda idrar yolu enfeksiyonları, idrarda bakteri dahi olsa, idrar yolu belirtisi vermez.&amp;nbsp;Bu durum yanlış veya geç tanıya neden olur.&amp;nbsp;Özellikle altta yatan yapısal idrar yolu sorunları veya diyabet gibi sistemik sorunu olan yaşlılarda idrar yolu enfeksiyonları böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi problemlere neden olabilirler.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;Sık görülen belirtiler&lt;/strong&gt;:&lt;/div&gt;
&lt;ul style=margin-top: 0cm type=disc&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Sık ve az miktarda idrara çıkma&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;İdrar yaparken yanma&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Kasık ağrısı&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Kötü kokulu idrar&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Bulanık idrar&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Kanlı idrar&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Ateş&lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;Böğür ağrısı&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=5&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İdrar Yolu Enfeksiyonları Neden Bu Kadar Sık?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 24 Haz 2009 16:34:06 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;İdrar yolu enfeksiyonları özellikle ileri yaşlarda giderek artan önemli bir sağlık sorunu haline gelmektedir.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
Her beş kadından biri hayatının herhangi bir döneminde idrar yolu enfeksiyonuna yakalanır.&amp;nbsp;Bu kadınların dörtte biri 18 ay içinde yeni bir idrar yolu enfeksiyonu atağı geçirir.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
Ayrıca 65 yaşı geçmiş erkeklerin yaklaşık %10&amp;rsquo;unda da idrarda bakteri görülmektedir.&amp;nbsp;İleri yaşla ve eşlik eden sağlık sorunlarıyla birlikte idrar yolu enfeksiyonlarının riski artmaktadır.&amp;nbsp;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;İdrar yolu enfeksiyonlarının birçoğuna bağırsak florasından kaynaklanan ve lenfatik yolla idrar yoluna geçen patojenler neden olmaktadır.&amp;nbsp;Ayrıca bakterilerin bir kısmı hematojen &amp;ndash;kan- yolu ile ve ya kadınlarda sık görülen üretral yolla (mesaneden idrarı dışarı ileten tüp) bulaşabilirler.&amp;nbsp;Dışkı ile&amp;nbsp;bulaşma da sık görülmektedir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;İdrar yolu enfeksiyonları genel olarak iki bölüme ayrılırlar.&amp;nbsp;Böbreklerin ve böbrekler ile mesane arasındaki bağlantıyı sağlayan üreterin enfeksiyonları üst; mesane ve mesanenin dışa açımını sağlayan üretranın enfeksiyonu ise alt idrar yolu enfeksiyonları olarak adlandırılır.&amp;nbsp;Alt idrar yollarının enfeksiyonu daha sık görülür.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İdrar Yolu Enfeksiyonlarından Korunma Yolları</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Çar, 24 Haz 2009 16:34:25 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;ol style=margin-top: 0cm type=1&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Günde 6-8 bardak su içmeye gayret edin. &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Alkol ve kafein içeren içecekleri aşırı tüketmeyin.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;İdrarınızı tutmayın, tuvalete gitmek için idrar hissini gelmesi beklemeyin ve her 3-4 saatte bir idrara çıkmaya çalışın. &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Genital bölgenizi temiz tutun, günlük olarak hafif sabunlu suyla temizleyin ve temizlik için sentetik kimyasal maddelerin kullanmayın.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Naylon yerine pamuklu çamaşır kullanın.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Genital bölgenizin uzun süre nemli kalmasına izin vermeyin.&amp;nbsp;Denizden çıkınca ıslak mayo ile kalmayın, mutlaka aralarda mayonuzu değiştirin.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Cinsel ilişkiden sonraki on dakika içerisinde idrarınızı yapmaya çalışın.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Cinsel ilişki esnasında yeterli kayganlığı sağlayın; bu dış idrar yolunun zedelenmesini azaltacaktır.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Adet dönemlerinde tampon ve bağları sık aralıklarla değiştirin. &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
    &lt;li style=line-height: 150%; text-align: justify&gt;
    &lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Temizlik sırasında arkadan öne doğru değil önden arkaya doğru temizlik kuralına uyun.&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
    &lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;div style=margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; line-height: 150%&gt;&lt;font size=2&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>İlk Gece İğnesi Nedir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:59 EST</pubDate><description>İlk gece korkusu ülkemizde halen hem erkek hem de kadınları oldukça olumsuz etkileyen bir problem. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk gece korkusu özellikle erkeklerde sertleşme sorunu olarak ortaya çıkıyor. Bu korku ve getirdiği ereksiyon (sertleşme kaybı) ilk ilişkinin sağlıksız koşullarda yapıldığı durumlarda, ilk deneyimlerde başarısız olunduğunda ya da evlilik döneminde ortaya çıkabiliyor. Yani ilk ilişkinin 17-18 yaşlarında yapıldığı düşünülürse bu yaşlarda ortaya çıkabildiği gibi daha sonra yani 20&amp;rsquo;li yaşlarda da görülebiliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erkeklerin daha önce ereksiyon problemi olmasa da, cinsel ilişki beklentisi içinde problem yaşadıkları görülebiliyor. Bunda başaramama korkusunun yoğun olduğu ve bu korkunun kişide kitlenmeye yol açtığı belirtiliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erkeklerin yaşadığı ilk gece korkusunda kadınların da rolü var. Kadının ilk gece beklentisi, ilk gece hakkında abartılı yanlış düşünceleri (kanama korkusu, ağrı korkusu) erkekte bu korkuların oluşmasına yol açabiliyor. Bazı kadınların bilmeden eşlerinden aşırı performans beklediklerini belli etmeleri de olumsuz bir faktör. Bu nedenle yardımcı, destek bir eş çok önemli olmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ereksiyon istek, uyarılma ve ardından oluştuğundan, bu dönemde oluşacak herhangi bir negatif durum kişide konsantrasyonun dağınıklığı ve ereksiyonun kaybına yol açar. Daha sonraki denemelerde ise kişi &amp;quot;acaba ereksiyon oluşacak mı?&amp;quot; beklentisi içinde ilişkiyi tekrar denediğinde, isteği ve ön sevişmede ereksiyon oluşmuş da olsa sertliğinin aniden kaybolduğunu görür. Bu durum negatif bir kısırdöngüne de dönüşebilir. Psikolojik faktörler böylelikle kişinin hayatını olumsuz yönde etkiler, erkek bir süre sonra ön sevişmeden kaçar hale gelir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;İlk gece iğnesi işe yarar mı?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;font color=#3366ff&gt;Papaverin uygulaması&lt;/font&gt; (ilk gece iğnesi) erkekte olumsuz beklentiler de olsa rağmen ereksiyonu oluşturmaya yardımcı olur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişiye daha önce uygulama yapılarak uygun ereksiyon sağlanır ve bu hastaya öğretilerek kendisinin ilişki öncesi bunu uygulaması istenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlişkiye yeterli sertlik sağlanmış olur. Bu iğne uygulamasıyla kişinin korkusunu yenmesine yardımcı olunur. Bir süre sonra hasta rahatlayarak cinsel yaşamına iğnesiz de devam edebilmektedir. &lt;br /&gt;</description></item><item><title>İlk Gece Korkusuyla İlgili Herşey</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:49 EST</pubDate><description>&lt;strong&gt;İlk gece korkusu &amp;ndash; Balayı İmpotansı: Yalnız değilsiniz&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Balayı İmpotansı yani ilk gece korkusu, yeni evlenen bazı çiftlerin ilk cinsel girişim denemelerinde başarılı olamaması durumudur. İlk cinsel deneyim, sonraki cinsel yaşamda en önemli belirleyici etkendir. İlk başarısızlıklar çiftin bütün cinsel hayatına yansır. Bu sorunu iki yönde incelemek gerekir: Erkekten ve Kadından kaynaklanan İlk Gece Korkusu &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Erkekseniz:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Erkeğin, özellikle ilk cinsel ilişki girişimi gerdek gecesi olacaksa, böyle bir durum başarılı olup olamayacağı kaygısına neden olur. O güne kadar hiçbir sertleşme sorunu olmayan erkek, bu tedirginlikle başarısızlık korkusu (Performans anksietesi) yaşar ve bu heyecanla da sertleşme sağlayamaz. &lt;br /&gt;
Erkek o gece kendini ispatlamak zorunda bırakıldığında bu yoğun stres altında başarısızlıklar da yaşanabilir. &lt;br /&gt;
Bu durum devamında da bir cinsel stres haline gelebilir. &lt;br /&gt;
Tam da bu noktada eşinin ve veya çevrenin olumsuz etkisi, beklentilerin karşılanmadığı hissiyle özgüveninin de yitirmesine sebep olur ve kısır döngüye girerek, aylar boyu sertleşme sağlayamaz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Performans anksiyetesi nedir? &lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;Performans anksiyetesi ilk ilişki, ilk gece ya da balayı empotansı sorununda sıkça bahsedilen bir terimdir. &lt;br /&gt;
Performans anksiyetesi, özellikle cinsel bilgi ve deneyimi yeterli olmayan kişilerde bir kez yaşanan sertleşme güçlüğünün ardından bile ortaya çıkabilen, sıklıkla geçici ve hafif olarak yaşanan bir durumdur. Kişi, her seferinde yine sertleşme sağlayamayacağı ya da sağlasa bile sürdüremeyeceği, ve eşinin tatmin olmayacağı gibi takıntılarla meşgul hale gelir. Daha cinselliği düşünmeye başladığı anda, asıl odaklandığı konu zevk almak ya da doyuma ulaşmak değil, 'başarıya ulaşmak' haline gelir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Tedavi Yöntemleri Nedir?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Bu durum psikolojik kaynaklıdır diye düşünülebilinir. Eğer o güne kadar da erkeğin sertleşme sorunu zaten vardıysa, bu durum ise organik bir etkendendir denebilir ve ayrıntılı tanı yöntemlerine başvurulması gerekir. Psikolojik kaynaklı balayı impotanslarında öncelikle ağızdan alınan ilaçlar denenir ve başarılı da olunur. İlk ilişki gerçekleştikten sonra bir iki ilişki için de bu ilaçlardan yardım alındıktan sonra artık ilaca gerek kalmaz. Erkek özgüvenini kazanacak ve her şey normal hale gelecektir. Bazen ilaçlar yeterli olmazsa, penise yapılan enjeksiyonlarla ereksiyon sağlanır. Ancak eskiden beri var olan sertleşme sorunlarında organik yönden incelemeden sonra uygun görünen tedavi alternatiflerinden biri uygulanabilir. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Kadınsanız:&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
O güne kadar hiç ilişkide bulunmamış genç kız, ilk ilişkide canının acıyacağı ve bir kanama olacağı korkusuyla gerdeğe girer. Bu kaygı ve korku nedeniyle de kendisini kasmaya ve ilişkiye izin vermemeye başlar. Bu duruma vaginismus denir ve tıpkı erkekte olduğu gibi kadında da aynı mantıkla kısır döngüye kadar gidebilir. Eşinin böyle bir durumuyla karşı karşıya gelen erkekte de bir süre sonra psikolojik etkiyle sertleşme sorunu veya cinsellikten uzak durma eğilimi başlar ve hem kadının hem de erkeğin tedavi edilmesi gereken bir sürece sebep olur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Vajinismus Nedir?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Vajinusmus denilen sağlık sorunu ilk gece korkusu yaşayan kadınlarda oldukça sık rastlanan bir problemdir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cinsel ilişkiye izin vermeyecek biçimde vajen ön kısmının istemsiz kasılmasıdır. Cinsel tedavi kliniklerine başvuranlar arasında %12-17 vajinismus tanısı konulmaktadır. Durumsal anksiyete, istemsiz adale kasılması, seksüel uyarılmada problemler, vajinal kayganlıkla ilgili problemler ve cinsel isteksizlik, cinsel bilgi eksiklikleri vajinismus sebebi olabilir. Bazen sonradan enfeksiyonlar, ameliyatlar gibi fiziksel sebeplerle gelişen ikincil vajinismus vakaları da görülebilmektedir. Vaginismus, psikolog veya psikiyatristlerin bazen de jinekologların tedavi etmesini gerektirebilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sıklıkla görülen bir durum çiftlerin bazen bu olumsuzluğu kabullenip hiç doktora başvurmamasıdır. ilk girişimdeki başarısızlıktan sonra her iki çiftte genellikle sorunun geçici olduğunu ve çözüleceğini düşünür. Daha sonraki girişimlerde de ilişki gerçekleşmeyince kadında sıkıntı, gerginlik , kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi ortaya çıkmaya başlar. Erkek ise eşi tarafından istenmediği, reddedildiği duygularına kapılmaya başlar. Bu nedenle uzmanların önerisi en azından 1 hafta kadar bekleyip, sorunu kendi başlarına çözemezlerse profesyonel yardım almalarıdır.</description></item><item><title>Fetişizm Bir Hastalık mı?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:43 EST</pubDate><description>&lt;em&gt;Klinik psikolog Meliha Karayay &lt;br /&gt;
&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
Fetişizm; cinsel bir anlamı ve amacı olmayan bir objenin cinsel haz doyumu için kullanılmasıdır. Fetişizmde kişinin cinsel ilgisi bazı obje ve eşyalarla sınırlıdır. Bu kişi bütün dikkatini bu obje veya objeler üzerinde yoğunlaştırır. Her fetişistin kendisi için özel anlam taşıyan bir objesi olabilir. Ancak en sık görülen fetiş objeleri arasında: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Ayakkabılar &lt;br /&gt;
- Çoraplar &lt;br /&gt;
- Külot, sütyen, iç fanilası &lt;br /&gt;
- Karşı cinsin kullandığı özel eşyalar &lt;br /&gt;
- Mendil &lt;br /&gt;
- Eldiven &lt;br /&gt;
- Kokular &lt;br /&gt;
- Takılar, &lt;br /&gt;
- Kullanılmış kıyafetler &lt;br /&gt;
- Çocuklukta kullanılmış eşyalar, oyuncaklar vardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fetişistler, fetiş objelerini sevdikleri bir kişiye ait oldukları için seçebilirler. Ancak bu objeler nefret edilen birine de ait olabilir. Bazı durumlarda fetiş objelerinin fetişiste zarar vermiş olan kişilere ait olduğu dikkati çekmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Ömür boyu sürer&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Fetişizm belirtileri ilk çocuklukta yerleşmesine rağmen gerçek tablonun ergenlik döneminde başladığı görülür. Bir defa başlamış olan fetişist bir davranışın ömür boyu sürdüğü görülmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu hastalığın erkeklerde daha sık görüldüğü ve fetiş objenin bir erkeklik organı, penis ya da fallus gibi algılandığı bilinmektedir. Fetişizmin kaynağını kastrasyon korkusundan aldığı düşünülmektedir. Kişinin gerçekte kaybettiğine inandığı cinsel organının bir ikamesini elde tutmak amacıyla fetişizme yöneldiği belirtilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı araştırmalar ve uzmanlar iyi teşhis ve tedavi edilmemiş olan fetişizm vakaların homoseksüalite ile sonlanacağını ileri sürmektedirler. Ancak birçok araştırmacı bu fikri kabul etmemektedir. Bu hastalığın mutlaka homoseksüalite ile sonlanacağına ilişkin kesin çalışmalar bulunmamaktadır. Fetişizm daha çok sadizme yakın bir davranış bozukluğudur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Fetiş objeler cinsel doyum sağlar&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Fetişizmde cinsel aktivite tamamen fetiş objeye yönelmiştir. Kişi bütün cinsel fantezilerini bu obje üzerinden yapar: Fetişi ayakkabı olan biri bu objeye bakarak kendini uyarır ve mastürbasyon yapar. Bu objeler fetişistin yanından hiç ayırmadığı eşyalar durumuna gelebilirler. .Fetişist kendisini bu eşyalarla cinsel ilişkide bulunmuş gibi hissetmektedir. &lt;br /&gt;
Eğer bir fetiş sembol kişinin sevdiği ancak ulaşamadığı birine aitse değeri daha fazladır. Böyle bir eşyayı elde etmek için hırsızlık yapabilir hatta daha ağır suçlar işleyebilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;35 yaş altında tedavisi daha kolay&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Uzun yıllar devam etmiş bir fetişist davranış bozukluğunun tedavi edilme şansı azdır. Ancak hastanın 35 yaşın altında olması halinde hastalıkta iyileşme diyebileceğimiz bir değişim beklenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hastada değişim isteğinin bulunması da tedavinin başarılı olması için son derece önemlidir. Hastanın bu davranışından dolayı sıkıntı ve utanç duyması, bir vicdan azabı çekmesi de tedavi için olumlu kabul edilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deneyimli bir psikolog veya psikoterapistin uygulayacağı doğru bir tedavi planı fetişizm sorunu olanlara yardımcı olabilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Transvestizm nedir?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Fetişizm konusunun akla getirdiği bir başka sorun da transvestizm&amp;rsquo;dir. Transvestizm yani zıt giyim hastalığı, cinsel bir amaca yönelik olarak karşı cins kıyafetlerinin giyilmesi takı ve benzeri süs eşyalarının kullanılması olarak tanımlanır. &lt;br /&gt;
Transvestism bir mesaj ve tanıtma olarak değerlendirilir. Burada transvestismin temelinde fetişizmin yattığı görüşü hakimdir. Fetiş kıyafetler ve objelerin bu davranışı tamamladığı görülmektedir. Kişinin bu fetiş obje ile kendi cinselliğini sembolize ettiğine inanılmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Fetişizm tehlikeli olabilir mi?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Fetişizmi sadece bir eşyanın bir cinsel obje yerine konulması gibi düşünmemek gerekir. Fetişizm bazı durumlarda altta yatan bir akıl hastalığının temel davranış belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Burada psikotik düşünce formlarına rastlanmaktadır. Fetişistlerin açık bir cinsel davranış bozukluğunu beraberinde göstermemeleri halinde bir psikotik hastalık araştırılmalıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Kleptomani fetişizm midir?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Fetişzm ile kleptomani arasında temel bir benzerlik olmamasına rağmen uygulamada benzerlikler olduğunu görmekteyiz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kleptomanide objeler belirli bir şahsa ait değildir. Kişide bu objeler hiçbir zaman cinsel bir heyecan haz uyandırmaz ve orgasmik boşalmaya neden olmazlar. Bu objelerin kişi için bir geçmişi hikayesi, anlamı yoktur. Çalındıktan sonra bu objelerin heyecan verici özelliği kaybolur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca kleptomanlar çaldıkları eşyaları fetişistlerin aksine ömür boyu saklanmazlar. Kleptomanlar yakalandıktan sonra savunma çabasına girmekte fetişistler ise bundan utanç duymaktadır.</description></item><item><title>Seksi Hormonlar mı Yönetir Duygular mı?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:35 EST</pubDate><description>&lt;div style=line-height: 150%&gt;Libidoda -Cinsel İstekte- hormonların etkisi çoktur. Ancak&amp;nbsp; artık uzmanlar cinselliği biyo-psiko-sosyal perspektiften inceliyor.&amp;nbsp;Yani biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin tümüne bakıyor. Bu nedenle cinselliği sadece fiziksel dürtülerden çok fiziksel, psikolojik, duygusal, sosyal tüm etkiler etkiliyor.&amp;nbsp;Bu faktörlerin tümünü incelemeden kaliteli bir cinsellik çok da mümkün değil.&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Testosteron mu, östrojen mi seks isteği üzerinde daha etkili?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;span&gt;Kadın ve erkekte hem östrojen hem de testosteron hormonu bulunuyor.&amp;nbsp;Kadında östrojen baskılı testosteron;&amp;nbsp;erkekte de testosteron baskılı östrojen olduğunu söyleyebiliriz.&amp;nbsp;Östrojen kadında da cilt, ses gibi kadınsı görüntüyü ifade eden özellikleri sunar. Testosteron da erkeklere maskülen özellikleri verir.&amp;nbsp;Ancak testosteron erkekte de kadında da cinsel isteği etkiler.&amp;nbsp;Bu nedenle şikayetle gelen bir hastada mesela bir kadında uzmanlar hem östrojen hem testosteron hem de sex hormon binding globulin seviyelerini inceleyip tanılarını koyuyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Kadına testosteron verince aldatma isteği artar mı?&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Kadın testosteron hormonu eksikliği ile cinsel istek kaybı yaşıyor ve testosteron takviyesi alıyorsa cinsel isteği artar. Ancak aldatmaya dönük düşünceler daha çok duygusal tatmin seviyeleri ile ilgili.&amp;nbsp;Uzmanlar çift olarak başvuran hastalarımızda kadın ve erkeğin rahatlıkla kendini ifade edemediğini&amp;nbsp;söylüyor.&amp;nbsp;Kadın partneri ile cinselliği paylaşırken içinden geldiği gibi davranmıyor, kocası ne düşünür diye korkuyor.&amp;nbsp;Kocası da bunları nerden öğrenmiş olabilir diye düşünebiliyor.&amp;nbsp;Yani hem kadın hem de erkek birbirlerini yanlış değerlendirebiliyor.&amp;nbsp;Çiftler hem saygılı hem de samimi olursa optimal bir cinsellik oluyor.&amp;nbsp;Bu da her iki partneri de hem fiziksel hem de duygusal olarak tatmin ediyor.&amp;nbsp;Eğer duygusallık göz ardı edilirse araştırmalara göre aldatma seviyeleri artabiliyor.&amp;nbsp;Bu nedenle uzmanlar çiftlerin konuşmasını istiyor&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
Cinsel isteği artırmak için hormon öneriliyor mu?&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=line-height: 150%&gt;Burada önemli olan eğer bir hormon eksikliği varsa bu eksikliği gidermek. Hormon seviyeleri normal olan ama yine de cinsel isteksizlik yaşayan kişilerde uzmanlar diğer faktörleri özellikle psikolojik, sosyal ve ilişkiye dair nedenleri araştırıyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</description></item><item><title>Taşın Oluşumunu Önlemek Mümkün Olur mu ?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:23 EST</pubDate><description>Tekrarlayıcı böbrek taşı olanlarda bazı tavsiyelere dikkat edilerek taşın yeniden oluşumu engellenebilir yada yeniden oluşması geciktirilebilir. Bu nedenle 24 saatlik idrar analizi ve kan analizini içeren bir değerlendirme yapılır. Ayrıca daha önceki taşların kimyasal yapısı araştırılarak taşların kimyasal yapısı anlaşılır. Metabolik değerlendirme denilen bu işlemlerle idrarda taş oluşumuna yol açabilecek maddelerin düzeyleri ölçülüp sonuca göre diyet yada ilaç verilebilir. Ayrıca:
&lt;ul&gt;
    &lt;li&gt;Günlük 2 litre sıvı alımı&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Hayvansal protein alımının azaltılması&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Tuz tüketiminin azaltılması&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Lifli dieti tercih etmek&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Taşın kimyasal yapısına göre verilebilecek diete uygun beslenme rejimi tavsiye edilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;strong&gt;Önemli Noktalar:&lt;/strong&gt;
&lt;ul&gt;
    &lt;li&gt;Ailenizde taş hastalığı olanlar varsa sizde de taş hastalığı olabilir.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Taş oluşumunu engellemek için bol miktarda sıvı alınmalıdır. Özellikle su tüketilmesini öneriyoruz.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Eğer birden fazla taş düşürdüyseniz ya da taş tedavisi gördüyseniz üroloğunuza başvurun. Yapılacak olan kan ve idrar analizleri ile taş oluşturma riskiniz değerlendirilir. Tekrarlayan taş hastalığına karşı gerekli önlemler alınabilir.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Bazı hastalarda taş oluşmaması için tedaviler önerilebilir.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Özellikle yineleyen taşları olan hastalarda kontroller ve takip önemlidir. Daha önce taş problemi yaşayan hastalara düzenli kontrol öneriyoruz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;</description></item><item><title>Ureterolitotripsi Nasıl Uygulanır?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:16 EST</pubDate><description>Üreter taşları hem ESWL hemde üreterorenoskopi (URS) ile müdahale edilerek temizlenebilir. URS&amp;rsquo;de herhangi bir kesi yapılmaz. İdrar yolundan özel bir endoskopik alet gönderilerek taş üreterde görüntülenir ve temizlenir. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp bir gün sonrada normal yaşamalarına dönebilirler. Özellikle alt ve orta üreterdeki taşlarda başarı oranı yüksektir ( %96 - %100 başarı). Üst üreter taşlarının tedavisinde ESWL genellikle ilk tercih edilen tedavi yöntemidir.
&lt;p&gt;Ancak 1 cm&amp;rsquo;den büyük üreter taşlarında ESWL&amp;lsquo;nin başarı oranları düşmektedir. Genel kural olarak olarak 1 cm&amp;rsquo;den büyük üreter taşlarında ve 2 cm&amp;rsquo;den büyük böbrek taşlarında endokopik girişimler daha yararlı ve başarılı olmaktadır.&lt;/p&gt;</description></item><item><title>Perkütan Nefrolitotomi (PCNL)</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:10 EST</pubDate><description>Endoskopik böbrek taşı ameliyatında sırt bölgesinde böbrek hizasına 0,5 - 1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Röntgen kontrolü altında böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen optik cihaz yardımıyla taş video sistemi ile monitörde görülür ve özel aletler yardımıyla çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrası dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir. Hastalarımız genellikle 2 - 3 günde taburcu edilerek günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar. Bu, açık böbrek taş ameliyatı ile karşılaştırıldığında oldukça kısa bir süredir.
&lt;p&gt;Özellikle böbreğin alt havuzcuklarına yerleşen taşlarda ve büyük boyutlu taşlarda ESWL&amp;rsquo;nin başarısı önemli ölçüde düşer. Bu durumlarda PCNL ameliyatı yüksek başarı sağlayan minimal invaziv girişimdir. Ameliyat işlemi sırasında taşı temizlemek için pnömotik litotripsi ve lazer litotripsi kullanılır. Bu teknolojiler yardımı ile en sert taşlar bile rahatlıkla kırılmaktadır. Bu teknikle tüm böreği kaplayan ve koraliform taş olarak adlandırılan taşlara da müdahale edilebilinmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;em&gt;PCNL işlemi sırasında skopi cihazı ve video sistemi beraber kullanılmaktadır.&lt;/em&gt;</description></item><item><title>ESWL / Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma)</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:36:04 EST</pubDate><description>Bir odaktan çıkan şok dalgaları taşın üzerine yönlendirilerek taş kırılır. X-ray ve ultrason ile odaklama yapan ESWL cihazları mevcuttur. Kırılan taş parçaları idrar yoluyla vücuttan atılır. ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.
&lt;p&gt;ESWL seansı sırasında rahatsızlık hissi ve ağrı duyulabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ağrı kesiciler kullanılır. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Minimal invaziv girişimler: Bu girişimlerde amaç üriner sistemi tehdit eden taştan kurtulmayı sağlamak ve hastanın en kısa zamanda günlük hayata dönmesini sağlamaktır. Perkütan nefrolitotomi ve Üreterolitotripsi bu grupta yer alan girişimlerdir. Taş, uygulanan tedaviye rağmen düşmüyorsa, düşmeyecek boyutlarda ise, idrar yolunda idrarın akmasını engelleyecek tam bir blok oluşturuyorsa, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonuna yol açıyorsa, böbreklerde hasara yol açmışsa girişim gereklidir. Önceleri, taş için açık cerrahi yapılırken artık günümüzde minimal invaziv girişimler diye adlandırılan yeni yaklaşım mevcuttur. Bu girişimlerde amaç, en kısa zamanda hastalığın ortadan kaldırılması ve hastanın en erken dönemde günlük hayatına dönmesini sağlamaktır. Minimal invaziv girişimlerde hasta erken dönemde normal yaşamına döner.&lt;/p&gt;</description></item><item><title>Böbrek Taşlarında Tedavi Nelerdir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:54 EST</pubDate><description>Böbrek taşların çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık 80&amp;rsquo;i ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm&amp;rsquo;nin altında taşın düşmesi beklenirken 6 mm&amp;rsquo;nin üzerindeki taşlar&amp;lsquo;a müdahale gereklidir. Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimide düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.
&lt;ul&gt;
    &lt;li&gt;Kendiliğinden yada ilaç yardımıyla taşın düşürülmesi&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;ESWL ( şok dalgası ile taşları kırmak)&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Minimal invaziv girişimler ( Perkütan Nefrolitotomi, Üreterolitotripsi)&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Klasik açık ameliyat yöntemi&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
Bu yaklaşımlardan hangisinin uygulanılacağı taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır. Günümüzde minimal invaziv tekniklerin gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, enaz başvurulan ve enaz tercih edilen metod olarak kalmıştır.</description></item><item><title>Taşlarla İlgili Endişemizin Nedeni Nedir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:45 EST</pubDate><description>1. Taşlar sıklıkla ağrılara neden olurlar.&lt;br /&gt;
2. Üriner sistemde enfeksiyon kaynağı olabilirler.&lt;br /&gt;
3. Eğer idrar yolunun herhangi bir bölgesinde tıkayıcı bir durum oluşturmuşsa zamanla böbrekte fonksiyon kaybına neden olurlar.</description></item><item><title>En sık Görülen Taşlar Hangileridir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:39 EST</pubDate><description>Böbrek taşları çeşitli kimyasal kombinasyonda olabilirler. En sık görülen kalsiyum taşlarıdır. Kalsiyum taşları sıklıkla okzalat veya fosfat ile kombinasyon halinde bulunurlar. Daha az sıklıkla enfeksiyon taşları (magnezyum amonyum fosfat taşları) ve daha da az oranlarda ürik asit ve sistin taşları görülür.</description></item><item><title>Üriner Sistem Taşları Nasıl Teşhis Edilir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:29 EST</pubDate><description>&lt;p&gt;Hastanın şikayetleri belli bir ölçüde tanı koymaya yardımcı olur. Ayrıca taşın görüntülenmesi yapılmalıdır. Bu amaçla;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
    &lt;li&gt;DÜSG grafisi: Yatarak çekilen karın ve pelvik bölge grafisi&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Ultrason&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;İ.V.P (İlaçlı böbrek filmi)&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Spiral üriner sistem komputer tomografilerinden faydalanır. Bazen kan analizlerine de ihtiyaç duyulur.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;</description></item><item><title>Taşlı Hastalarda Bulgular Nelerdir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:22 EST</pubDate><description>&lt;p&gt;İdrar yolu taşları hiçbir bulgu vermeden gelişebileceği gibi bazen ciddi bulgularda vermektedir.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
    &lt;li&gt;En sık görülen yakınma ağrıdır. Bu ağrı bazen çok şiddetli olabileceği gibi bazen rahatsızlık vermeyen ağrılar şeklinde de olabilir. Karakteristik ağrı, kolik diye adlandırılan ve böğür bölgesinden başlayıp öne doğru ilerleyen, kasık ve testislere de yayılabilen ağrılardır. Ağrı taşın hareket etmesine veya üriner sistemin tıkanmasına bağlı olarak gelişir.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Kan: Bazen gözle görülebilecek kadar olurken bazende sadece mikroskopik incelemede görülür.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Bulantı ve kusma: Taş&amp;rsquo;ın yaptığı ağrıya bağlı gelişen mide-bağırsak sistemindeki hareket azalmasına bağlı olarak gelişir.&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;İdrar yapma da zorluk görülebilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;</description></item><item><title>Taşı Oluşturan Sebepler Nelerdir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:14 EST</pubDate><description>&lt;p&gt;Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktörleri şunlardır:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
    &lt;li&gt;İdrar yolu enfeksiyonu&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Böbrekteki yapısal bozukluklar&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Böbrek hastalığı olanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı...)&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Beslenme alışkanlıkları&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Yetersiz sıvı alımı&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Sıcak iklim kuşağında yaşamak&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar....)&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı...)&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Genetik faktörler&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Geçirilmiş bağırsak ameliyatları ( jejono ileal by-pass )&lt;/li&gt;
    &lt;li&gt;Metabolik hastalıklar (örn. Hiperparatiroidizm, gut hastalığı...)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;</description></item><item><title>Böbrek Taşları Kimlerde Oluşur</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:08 EST</pubDate><description>Her insanda taş oluşma riski vardır. Sıklıkla 20 &amp;ndash; 50 yaşlarında görülürken 30&amp;rsquo;lu yaşlar hastalığın en sık görüldüğü yaş grubudur. Erkekler kadınlara göre 3 kere daha fazla risk altındadır.</description></item><item><title>Böbrek Taşı Nedir?</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:35:03 EST</pubDate><description>Yaşamsal faaliyetlerimizin devamı için gerekli olan biokimyasal işlemlerin sonuda oluşan atık maddelerin vücuttan atılma yerlerinden biri de böbreklerdir. Ayrıca vücut için gerekli bazı maddelerin seviyesinin ayarlanması da böbrekler tarafından yürütülür. Böbrek taşları idrarda çözülemeyen ve atılamayan kristallerin biraraya gelmesiyle oluşur. Normalde idrarda kristal ve taş oluşumunu engelleyecek bazı kimyasal maddeler vardır. Fakat bazı insanlarda bu engelleyici mekanizma tam olarak çalışamayabilir ve bu kişilerde tekrar edici idrar yolları taşları görülür. Taşların ölçüleri oldukça değişken olabilir ve böbrekten mesaneye doğru ilerleme eğilimindedirler. Taşın idrar akışını tıkaması ve hareket etmesi durumunda ağrı kanama ve enfeksiyon gelişebilir.</description></item><item><title>Genel Bilgiler</title><link>http://www.hattathospital.com/ayin-konusu.asp</link><pubDate>Cum, 29 May 2009 17:32:03 EST</pubDate><description>&lt;p&gt;Böbrek taşları idrardaki kristallerin üstüste birikmesi nedeniyle oluşur. Ülkemizdeki en yaygın sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Kesin olarak nedeni bilinmemekle beraber sıklıkla sebep beslenme alışkanlıkları, az sıvı alımı, genetik faktörler, bazı ilaçlar ve hastalıklar olarak sıralanabilir. Farklı taşlarda farklı sebepler olabileceğinden taşın laboratuvar analizi önemlidir. Burada amaç, laboratuvar analizlerinin sonucuna göre ileride taşların yeniden oluşmasını engellemek veya geciktirmektir. &lt;br /&gt;
Üriner sistem taşlarının çoğu spontan olarak kendiliğinden düşme eğilimindedir. Taşlar yıllar boyu hiçbir belirti vermeden gizlice böbrekte kalabileceği gibi böbrekten mesaneye geçişinde şiddetli ağrı verebilir. Bazen taşlar idrarda gözle görülebilen yada bazen sadece idrar analizinde gösterilebilen kanamalara yol açabilir. Bazı hastalarda hayatın ilerleyen yıllarında tekrarlayıcı böbrek taşları olabilir. Gelecekte ortaya çıkabilecek durum hakkında detaylı bilgi ve tavsiyeler için mutlaka işin uzmanı ürolog ile irtibata geçilmelidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Böbrek taşlarının safra kesesi taşlarıyla herhangi bir ilişkisi yoktur. İkisi ayrı sistemden kaynaklı taşlardır ve yapıları farklıdır. Safra kesesi taşı olan bir hastada böbrek taşı görülme olasılığı artmaz.&lt;/p&gt;</description></item>
</channel>
</rss> 